İçindekiler
Zor bir günün sonunda kendinizi mutfakta, aslında aç olmadığınız hâlde bir şeyler atıştırırken buldunuz mu? Bu çok insani bir deneyim. Yemek; rahatlatır, oyalar, ödüllendirir ve bazen de duygularımızla baş etmenin en hızlı yolu gibi görünür. Duygusal yeme kendi başına bir "hata" değildir. Ancak yemek, duygularla baş etmenin neredeyse tek yolu hâline geldiğinde kişi kendini sıkışmış hissedebilir.
İlk adım, iki farklı açlık türünü fark etmeyi öğrenmektir.
Fiziksel açlık nasıl hissettirir?
Fiziksel açlık bedenin enerjiye ihtiyaç duyduğunu söyleme biçimidir. Genellikle:
- Yavaş yavaş gelir. Son öğünden bu yana zaman geçtikçe giderek artar.
- Bedende hissedilir. Mide guruldaması, boşluk hissi, enerji düşüklüğü, dikkat dağınıklığı ya da baş ağrısı gibi.
- Esnektir. Farklı yiyecekler bu açlığı giderebilir; belirli bir yiyeceğe takılı kalmazsınız.
- Doyunca sakinleşir. Yedikten sonra genellikle rahatlama ve tokluk hissi gelir.
Duygusal açlık nasıl hissettirir?
Duygusal açlık ise çoğu zaman bir duygu ya da durumla birlikte ortaya çıkar:
- Aniden gelir. Bir telefon görüşmesinden, stresli bir toplantıdan ya da yalnız kalınan bir akşamdan hemen sonra.
- Zihinde başlar. "Şu an tam olarak çikolata istiyorum" gibi belirli bir yiyeceğe yönelik güçlü bir istek şeklinde.
- Acil hissettirir. "Hemen şimdi" bir şey yeme ihtiyacı.
- Tokluk sinyalini bastırabilir. Doyduğunuz hâlde yemeye devam etmek isteyebilirsiniz.
- Ardından suçluluk gelebilir. Yedikten sonra kendinizi eleştirebilirsiniz.
Elbette bu ayrım her zaman bu kadar net değildir. Bazen ikisi bir arada da olabilir: Hem fiziksel olarak aç hem de yorgun veya gergin olabilirsiniz.
Fark etmek için kendinize sorabileceğiniz sorular
Yemeğe yöneldiğiniz bir anda birkaç saniye durup kendinize şunları sorabilirsiniz:
- Son öğünümden bu yana ne kadar zaman geçti? Gün içinde yeterince yedim mi?
- Bu isteği bedenimde mi hissediyorum, yoksa zihnimde mi?
- Şu an ne hissediyorum? Yorgunluk, kaygı, can sıkıntısı, yalnızlık, öfke…
- Şu an gerçekten neye ihtiyacım var?
Bu soruların amacı kendinizi yemekten alıkoymak değil, merakla gözlemlemektir. Bazen cevap "Evet, açım" olacak ve yemek tam da ihtiyacınız olan şey olacak. Bazen de dinlenmeye, bir arkadaşla konuşmaya ya da biraz yalnız kalmaya ihtiyacınız olduğunu fark edeceksiniz.
Kısıtlama ve duygusal yeme arasındaki bağ
Gün içinde yeterince yememek ya da belirli yiyecekleri sürekli yasaklamak, akşam saatlerinde duygusal yemeye yatkınlığı artırabilir. Beden fiziksel olarak aç kaldığında duygularla baş etmek de zorlaşır. Bu nedenle duygusal yemeyle çalışırken ilk adımlardan biri çoğu zaman düzenli ve yeterli beslenmeyi desteklemektir.
Şefkatli bir yaklaşım
Duygusal yediğinizi fark ettiğinizde kendinizi eleştirmek, döngüyü çoğu zaman güçlendirir. Bunun yerine şunu hatırlamak faydalı olabilir: Duygusal yeme, zor bir duyguyla baş etmeye çalışan bir zihnin bulduğu bir yoldur. Amaç bu yolu tamamen kapatmak değil, yanına başka seçenekler de ekleyebilmektir.
Yeme davranışlarınızın duygularınızdan sıklıkla etkilendiğini düşünüyorsanız bu konuyu bir uzmanla birlikte ele almak süreci kolaylaştırabilir.
Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; bireysel değerlendirme ve danışmanlığın yerini tutmaz.